zWeddingEvent Web Tasarımı

zSawyer Web Tasarımı

zKingMan Web Tasarımı

zAnimal Web Tasarımı

Övündüğünüz Huyların Tersi Pis Olabilir! İşte Mükemmeliyetçiliğin Beter Yönleri

Fotoğraf Galeri Cumartesi Mayıs 7th, 2016
404 Görüntülenme

“Artı mükemmeliyetçiyim”.

Nedense bu sızlanma tekrar tekrar bir tutam övünç tınısı barındırır. Halbuki bütün klinik çalışmaların (ve zaten kendi deneyimlerimizin) de gösterdiği gibi, mükemmele ulaşmayı hedeflemek doğrusu hiç de realist, verimli ve dinç bir beklenti yok.

Buyrun mükemmeliyetçiliğin kişi için ne kadar zor ve yıpratıcı bir mizaç olduğunu inceleyelim.

Nedir bu mükemmeliyetçilik?

Mükemmeliyetçilik genelde, kişinin kendisi için aşırı yüksek beklentiler koyması, bu beklentilere ulaşma konusunda abartılı biçimde üzüntü duyması, dolayısıyla bunlarla ilgili kendine aşırı eleştirel yaklaşması ve yüklenmesi durumunu açıklama eder.

Örneğin mükemmeliyetçiyseniz, kendinizden beklentileriniz azıcık acımasızca katıdır.

Asla kusur yapmayı kabul edemezsiniz ve kendinize aleyhinde epey aşındırıcı bir tavır sergilersiniz. Hatta bu davranış çevrenizdeki kişileri de kapsar. Çevrenizdeki en küçük kusur da gelir yeniden sizi rahatsız eder.

Hayat sizin için ya heptir, ya da hiç.

Düşünce yapınız böyle çalışır ve bu düşüncenin doğrultusunda davranırsınız. Halbuki bu vesile ile, yapılabilecek iyi bütün hamleleri de isteksiz olarak engellediğinizi bir yana bilirsiniz. Ve lakin sonuç olarak en büyük korkunuza bir adım daha yaklaşmaktasınızdır: Başarısızlık.

Çoğunlukla başarısızlığa aşırı derecede odaklanır ve başarılarınızı görmezden gelme eğilimde olursunuz.

Sizin başarısızlık ve “kusur”dan ödünüz kopar. Hatalarınıza olduğundan daha büyük amaç yükler ve kendiniz ile ilgili negatif duygular beslersiniz. Başarısızlığın benliğinize hasar vereceğini düşünürsünüz.

Gerçekten bunun nedeni başarısızlığı genelliyor olmanızdır. Yani; herhangi bir şeyde başarısız olunca, kendinizi tamamen başarısız addetmeye meyliniz yüksektir.

Olasılıkla askıya alma hastalığından da mustaripsinizdir.

Herhangi bir işe açtırmak için bile hafıza almaz vakitler tüketmek zorunda kalırsınız. Çünkü detaylara öylesine takılırsınız ama açmak bile sizin için başlı başına bir problemdir.

Bilimsel araştırmalar bize mükemmeliyetçiliğin 2 bambaşka boyutu olduğunu gösteriyor.

Kişinin kendine odaklı mükemmeliyetçiliği değin, başkaları odaklı (sosyal içerikli) mükemmeliyetçilik durumu da mevcut. Yani burada işin içine bundan başka performans kaygısı giriyor. Başkalarının bizim başarısız olduğumuzu düşüneceği korkusuyla, harekete geçmekte en ince ayrıntısına kadar zorlanmak.

Bazılarımız her iki ikisini de yüksek derecede gösterirken, bazılarımız yalnızca birini yaşayabiliyor.

Bir enteresan boyutu ise, narsisizmle arasındaki reddedilemez ilişki.

Narsist bir kişiliğiniz olabilir. Bu illa burnu havada, kendini beğenmiş sevimsiz bir herif olarak ortalarda dolaşıyorsunuz demek yok.

Lakin örneğin, zihinsel kapasitenizin aşağıda bir iş çıkarmayı kendinize katiyen yakıştıramazsınız.

Lakin boyutu ne olursa olsun bilimsel araştırmaların vardığı müşterek sonuç şu:

Mükemmeliyetçiliğin bireysel ve sosyal boyutu, yani kendine fazla yüklemek ve başkalarının ama sen mükemmel olursan sana değer verecekleri düşüncesine itimat etmek insanın üstünde gerçek dışı ve ağır bir baskı yaratıyor; kendine güvensiz, suçlu, biçare hissettiriyor, sık sık hüsran yaratıyor; hatta anksiyete ve depresyonu da tetikleyebiliyor.

Mükemmeliyetçi kişiler bununla beraber bedensel birtakım sorunlar da yaşıyor.

Örneğin gerilim ve migren tipi baş ağrısı, fibromiyalji, mide sorunları gibi.

Hatta son yıllarda yapılan böylece çok alıştırma, mükemmeliyetçiliğin yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaştı.

Meslek yaşamında ise mükemmeliyetçi şahısların bitkinlik sorunu yaşayabildikleri gözleniyor.

Çok pozitif enerji masraf, sürekli olarak başarı / başarısızlık konusuna odaklanma, gösterişli beklentileri karşılamak için mücadele bakış ve kendini yetersiz bulma gibi durumlar takâtsizlik ve psikolojik anlamda bir tükenmişlikle birlikte görülebiliyor.

Mükemmeliyetçilik, sahiden de terk etmesi en kuvvet huylardan biridir.

Bunu birazcık olsun hafifletebilmek için ise, mükemmel olması için özel bir çaba sarf etmeden yaptığımız başka işlerin kalitesine bakıp, aradaki farkın sahiden hiç denecek dek az olduğunu görmek bir başlangıç olabilir; ve elbette, İhsan Oktar Anay’ın bu sözlerini de hatırda yakalamak.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Benzer İçerikler